Pamuk, Malvales takımından, Malvaceae familyasından, Gossypium cinsinden bir bitkidir.
Kültür pamukları Herbacea ve Hirsuta olmak üzere iki grup altında incelenir.
Eski dünya pamukları adı verilen, Herbacea grubunda G. Arboreum L. ve G. Herbaceum L. olmak üzere iki tür bulunmaktadır. Yeni dünya pamukları adı verilen Hirsuta grubunda ise G. Hirsutum L., G. Barbadense L. ve G.Tomentosum L. türleri bulunur.
Pamuğun anavatanı konusunda tam bir kesinlik bulunmamakla birlikte Asya, Amerika ve Afrika’nın sıcak bölgelerinden Dünyaya yayıldığı tahmin edilmektedir.
Yaygın Çeşitleri
Pamuk, Malvales takımından, Malvaceae familyasından, Gossypium cinsinden bir bitkidir.
Kültür pamukları Herbacea ve Hirsuta olmak üzere iki grup altında incelenir.
Eski dünya pamukları adı verilen, Herbacea grubunda G. Arboreum L. ve G. Herbaceum L. olmak üzere iki tür bulunmaktadır. Yeni dünya pamukları adı verilen Hirsuta grubunda ise G. Hirsutum L., G. Barbadense L. ve G.Tomentosum L. türleri bulunur.
Pamuğun anavatanı konusunda tam bir kesinlik bulunmamakla birlikte Asya, Amerika ve Afrika’nın sıcak bölgelerinden Dünyaya yayıldığı tahmin edilmektedir.
Ekolojik İstekleri
Toprak İstekleri
Pamuk bitkisi her türlü toprakta yetişebilen bir bitki olmakla birlikte,yüksek verim ve kaliteye ulaşabilmek için toprağın derin profilli ve alüviyal olması gerekir. Derin, kumlu -killi su tutma yeteneği yüksek geçirgenliği, işlenmesi ve sulanması kolay topraklar pamuk tarımı için ideal topraklardır.
İklim İstekleri
Pamuk tarımında en önemli iklim faktörlerinin başında sıcaklık, gün ışığı, yağış ve oransal nem gelmektedir. Yıllık ortalama sıcaklığın 19 oC, yaz ayları sıcaklığı ise 25 oC olması gerekir. Sıcaklık tarak oluşmasından önce 20 oC, çiçeklenme döneminde 25 oC, kozaların gelişme döneminde ise 30-32 oC olmalıdır. Hasat döneminde kozaların iyi açılabilmesi için sıcaklığın azalması (15 oC’ye kadar) istenir.
Yetiştirme Tekniği
Toprak Hazırlığı
Tarlanın pamuk ekimine hazırlanması sürecinde ilk yapılacak işlemler tarla temizliği ve toprak altı işlemesidir. Uzun yıllar pamuk yetiştirilen topraklarda zamanla pulluk altı yada taban taşı denilen sert bir tabaka oluşur. Bu tabaka bitki köklerinin gelişmesine engel olacağı için kırılması gerekir. Bu iş için Subsoiler adı verilen aletler kullanılır. Bu aletle toprağın üst yapısı bozulmadan toprak 90 cm derinliğe kadar işlenir. Bu işlemi sonbahar ve kış sürümleri ile tohum yatağının hazırlanması işlemleri izler. Eğer pamuktan sonra yeniden pamuk ekilecekse sonbahar aylarında saplar kesilip toprak 20-25 cm derinliğinde sürülmelidir. Tarla otlu ve toprak tavı da uygun ise kış aylarında sürüm işleminin tekrarlanması yararlıdır. Eğer tahıldan sonra pamuk ekilecekse hasadın ardından toprak tavlı iken hemen sürülmelidir. Pamuk tarımında son sürüm tohum yatağını hazırlamak için yapılan ilkbahar sürümüdür. Bu sürümde 15 cm derinlik genellikle yeterlidir.
Ekim
Yüksek verim ve kaliteli ürün elde etmek için genetik saflığı yüksek tohum kullanımı çok önemlidir. İyi bir tohumlukta aranan özelliklerin başlıcaları şunlardır.
- Tohumluk çiğit iri, dolgun, büyüklüğü, biçimi ve rengi yeknesak olmalıdır. İçinde fazla çıplak, yeşil ve esmer, seyrek havlı çiğit bulunmamalıdır.
- Selektörlermiş ve iyi temizlenmiş olmalıdır. İçinde boş ve kırık çekirdek yaprak gibi yabancı maddeler olmamalıdır.
- Tohumlar kuru ve sert olmalıdır.
- Çimlenme gücü %80 ve daha fazla olmalıdır.
- Pembe kurta karşı sterilize edilmiş veya Sawgin çırçır fabrikasında çırçırlanmış olmalıdır.
Pamuğun ekim zamanı iklim koşullarına göre belirlenir. Ekim için toprak sıcaklığının 15 oC’nin üstünde olması gereklidir. Bölgelere göre ve yıldan yıla ekim zamanı değişiklik göstermekle birlikte, Çukurova Bölgesinde 25 Mart-30 Nisan, tarihleri genellikle en uygun ekim zamanıdır.
Ekim işlemi elle serpme şeklinde ya da mibzerle sıraya yapılır. Ekim derinliği toprak koşullarına bağlı olmakla birlikte genellikle 3-4 cm’dir. Tohumun çimlenmesi normal koşullarda 5 ila 10 gün içinde gerçekleşir. Erken çimlenme sağlamak için tohum ekimden birkaç saat önce ıslatılmalıdır. Yetersiz çimlenme görülmesi durumunda hemen ikinci bir ekim yapılması önerilir.
Bakım
Pamuk yetiştiriciliğinde bakım işleri seyreltme, çapalama ve uç almadır. Bitkinin iyi gelişmesini ve çabuk olgunlaşmasını sağlamak için seyreltme işleminin yapılması gerekir. Bitkiler henüz 4 yapraklı iken (yaklaşık 10 cm) 5-6 cm ara ile hafif bir seyreltme (tekleme) yapılır. Genellikle ilk seyreltme ilk çapa, ikinci (tam) seyreltme ise ikinci çapa ile birlikte yapılmalıdır. Ekimden sonra görülen yabancı otların elle veya kazayağı ile çapalanarak yok edilmesi gerekir. Çapalama sayısı tarladaki yabancı ot durumuna göre değişir. Kozalar açmaya başladıktan sonra bitkinin tepesinden 10-15 cm kısmının kırılmasına uç alma işlemi denir. Bu işlem geç ekilmiş veya fazla sulanmış tarlalarda uygulanır. Vegetatif gelişmesi normal olan bitkilerde uç almaya gerek yoktur.
Sulama
Pamuk bitkisinin su ihtiyacı 400 ila 600 mm’dir. Pamuk yetiştirilen ülkelerde (bölgelerde) yıllık yağış miktarı genellikle yetersiz olduğundan, pamuk bitkisinin iyi gelişmesi için gereken su miktarı sulama yoluyla verilmelidir. Sulama pamuk üretiminde verimi etkileyen faktörlerin başında gelir. Sulama zamanı ve verilecek su miktarı bitkinin su isteği belirtilerine ve topraktaki nem durumuna bakarak saptanır. Sulama aralığı ve sulama sayısı, yetiştirilen pamuk çeşidine, toprak özelliklerine, taban suyu yüksekliğine, yağış miktarı ve dağılımına, vegetasyon dönemindeki sıcaklık ve havanın bağıl nemine bağlı olarak değişir. Ülkemizde yetiştirilen çeşitlerin orta bünyeli topraklarda ve normal iklim koşullarında genellikle 15-20 gün aralıklarla 4-5 kez sulanması uygundur. Sulama yöntemi olarak salma sulama, alttan sızdırma ve yağmurlama sulama yöntemleri kullanılabilir.
Hastalık ve Zararlılarla Mücadele
Pamuk tarımında en çok karşılaşılan başlıca hastalık ve zararlılar şunlardır .
Hastalıklar :
- Pamuk solgunluk hastalığı (Fusarium Wilt, Verticillium Wilt)
- Fide kök çürüklüğü (Sore Shin)
- Köşeli yaprak lekesi hastalığı
- Antraknoz
Zararlılar :
- Toprak kurtları (Agrotis spp)
- Pamuk yaprak biti (Aphis gossypii)
- Yaprak piresi (Empoasca spp.)
- Pamuk piresi (Lygus spp.)
- Beyaz sinek (Bemisia tabaci)
- Kırmızı örümcek (Tetranychus spp.)
- Pembe kurt (Pectinophora gossypiella)
- Yeşil kurt ( Heliothis armigera)
- Pamuk yaprak kurdu (Prodenia litura)
- Dikenli kurt (Earias insulana)
- Çizgili yaprak kurdu /Karadrina(Laphigma exiqua)
Pamuk yetiştiriciliğinde hastalık ve zararlıların olumsuz etkileri iklim koşulları ve uygulanan tarımsal mücadele ile yakından ilgilidir. Yüksek bağıl nem ve sıcaklık, hastalık ve zararlıların ortaya çıkması için uygun bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle Çukurova ve Antalya’da 8-10 kez ilaçlama yapmak zorunluluğu ortaya çıkar.
Gübreleme
Pamuk bitkisi topraktan fazla besin maddesi kaldıran bir bitki değildir. Bitki topraktan birinci derece besin maddeleri olan N, P, Ka (Azot, fosfor, potas) yanında ikinci derece besin maddeleri olan kalsiyum, magnezyum, kükürt ve sodyum ile minor elementler adı verilen bor, demir, mangenez, çinko, kurşun gibi besin maddeleri kaldırır.
Azotlu gübreler bitkinin vegetatif gelişmesini (dal ve yaprak ) sağlar. Fosforlu gübreler çiçek ve koza sayısının artmasına koza iriliğine ve erken olgunlaşmasına etki eder. Potaslı gübreler ise; azotlu gübreler kadar olmasada bitkininvegetatif gelişmesini hızlandırır ve çiçeklenme dönemini uzatır. Fazla uygulanan potas pamukta olgunlaşmayı geciktirir.
Pamuk tarımında kullanılacak gübre miktarı iklim ve toprak koşullarının yanısıra sulamaya, pamuk çeşidine göre değişir. Bununla birlikte ülkemizde uygulanacak gübre çeşit ve miktarları genel olarak şöyledir:
Azotlu gübreler: Dekara 8 -10 kg saf azot (35-50 kg amonyum sülfat)
Fosforlu gübreler: Dekara 4-5 kg saf fosfor (25-30 kg süper fosfat)
Potaslı gübreler: Ülkemiz toprakları potas bakımından zengin olduğundan potaslı gübrelemeye gerek yoktur.
Hasat Harman
Kozaların olgunlaşması ile birlikte pamuk hasadına başlanır. Hasadın başlama tarihi, yörenin iklim koşullarına, ekim tarihine ve sulama koşullarına göre değişir. Hasat, Çukurova bölgesinde Ağustos sonlarında başlayıp Kasım başına dek devam eder.
Pamuk hasatı ülkemizde genellikle 2-3 kez ve elle toplanarak yapılır. Birinci elde toplanan pamuk iyi kalite özelliklerine sahiptir. Son yıllarda makina ile hasata da rastlanmaktadır. Makina ile pamuk hasatı iş gücü ücretinin pahalı olduğu ülkelerde (bölgelerde) tercih edilen bir yöntemdir.
Pamuk Ekonomisi
Dünya Piyasası
Pamuk sahip olduğu özellikleri nedeniyle sentetik elyaf üretim ve kullanımında son yıllarda görülen gelişmelere rağmen dünyadaki stratejik önemini korumaktadır. Günümüzde yaklaşık 330 milyon dekar alanda pamuk tarımı yapılmakta ve 50 milyon tonun üzerinde kütlü (20 milyon ton lif) pamuk üretilmektedir
Üretim daha çok Asya kıtasında yoğunlaşmıştır. Ardından Amerika ve Afrika kıtaları gelmektedir. Başlıca üretici ülkeler Çin, ABD, Hindistan, Pakistan, Türkiye ve Özbekistan’dır.
Pamuk uluslararası tarım ürünleri ticaretinde önemli bir ürün konumundadır. Son yıllarda 5,5-6,0 milyon ton lif pamuk dünya ticaretine konu olmaktadır. Bu ticaretin parasal karşılığı ise 10 milyar dolardır
Türkiye Piyasası
Türkiye sahip olduğu uygun ekolojik koşullar nedeniyle önemli bir pamuk üreticisi ülkedir. Ülkemizde yaklaşık 750 bin hektar alanda pamuk tarımı yapılmakta ve yılda 850 bin ton lif (2,1 milyon ton kütlü) pamuk üretilmektedir. Ekim alanı ve üretim miktarı iklim koşullarının yanısıra pazar koşullarına (yurt içi ve yurt dışı fiyatlar, ürün bedellerinin ödenmesi vb.) bağlı olarak yıldan yıla dalgalanma göstermektedir (Çizelge 3). Türkiye’de lif pamuk verimi hektara 1150 kg civarında olup, Dünya ortalamasının (550-600 kg) çok üzerinde bulunmaktadır.
Ülkemizde pamuk üretimi Çukurova, Ege, Güneydoğo Anadolu bölgeleri ile Antalya yöresinde yoğun olarak yapılmaktadır. 1980’li yıllara gelinceye kadar toplam pamuk üretiminin yaklaşık yarısının üretildiği Çukurova bölgesinin önemi son yıllarda azalmaktadır. Bölgede aşırı kimyasal madde kullanımı ve ekim nöbeti uygulanmaması sonucu ortaya çıkan ekolojik sorunlar ve buna bağlı oluşan yüksek üretim maliyetleri nedeniyle üreticiler pamuğun yerine başta mısır olmak üzere diğer ürünleri tercih etmektedir. Buna karşılık Güneydoğu Anadolu bölgesinde sulama olanaklarının artmasıyla birlikte pamuk ekim alanları sürekli genişlemektedir. Bu gelişmeye paralel olarak bölgenin Türkiye toplam üretimindeki payı % 40’a yükselmiştir.
Türkiya’de tekstil sanayiinin talebi ve pamuk üretim miktarına bağlı olarak pamuk ithalat ve ihracatı yapılmaktadır.
Pamuk ülkemizde tekstil ve yağ sanayiinin önemli bir hammaddesi olması yanında, harp sanayii için de önemli bir üründür. Tohumu (çiğit) bitkisel yağ üretiminde kullanıldıktan sonra, arta kalan küspesi yüksek protein içeriği dolayısıyla hayvan yemi olarak büyük önem taşımaktadır. Pamuk üretimi ile yaklaşık 200.000 üreticinin ilgili olduğu tahmin edilmektedir.
Türkiye’de pamuk üretiminin büyük bölümü özel sektör (tüccarlar ve çırçır fabrikaları) tarafından satın alınmaktadır. Pazarlama organizasyonunda yer alan diğer önemli bir kuruluş Tarım Satış Kooperatifleridir. Birliklerin piyasadaki pazar payları yıldan yıla değişmekle birlikte son yıllarda % 13-24 arasında seyretmiştir. Pamuk alımı yapan birlikler TARİŞ, ÇUKOBİRLİK, GÜNEYDOĞU BİRLİK ve ANT BİRLİK’dir. Birliklerin pamuk alımları kendi adlarına olabildiği gibi, hükümet tarafından görevlendirilmeleri durumunda destekleme alımı şeklinde de olabilmektedir.
Ülke ekonomisindeki stratejik önemi nedeniyle ülkemizde pamuk üretimi çok eskilerden beri teşvik edilmektedir. Bu bağlamda 1966/67 sezonunda pamuk destekleme kapsamına alınarak taban fiyat uygulanmasına başlanmıştır. Böylece piyasa fiyatının belirlenen taban fiyatın altına inmesi engellenmeye çalışılmıştır. Ancak uygulamada ortaya çıkan çeşitli sorunlar ve Avrupa Birliği Ortak Tarm Politikasına uyum dikkate alınarak, 1993/94 sezonunda “prim sistemi“ uygulamasına başlanmıştır. Bu sistemde üreticilerin eline geçmesi istenen bir Hedef Fiyat ile bu fiyatın altında bir Müdahale Fiyatı belirlenmekte ve bu iki fiyat arasındaki fark üreticilere prim olarak ödenmektedir.
 
(*)Bu bölümde yeralan üretim tekniğiyle ilgili bilgiler büyük ölçüde aşağıda belirtilen kaynak kitaptan yararlanılarak hazırlanmıştır.
Kaynak Adı:Prof. Dr. Oktay GENCER, Genel Tarla Bitkileri, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ders Kitabı No:42, Adana.
 
PAMUKTA DENGELİ GÜBRELEME
Pamuk sıcak iklim bitkisidir. Özellikle gece gündüz sıcaklığı arasında büyük fark olursa çiçeklenme ve ilk kozaların oluşumunda gecikme meydana gelir ve kozaların açılması gecikir. Hava sıcaklığının yanında toprak sıcaklığı da kök gelişmesi üzerine etkilidir. Zayıf kılcal kök yapısına sahip pamuk bitkisinde toprak sıcaklığının düşük olması (17 C den daha düşük) kılcal kök gelişmesini engeller. Pamuk yetiştiriciliğinde toprakların kumlu tın, milli tın, tın ve killi tın gibi hafif ve orta yapılı, havalanması ve su tutuma özelliği iyi olan derin yapılı (1-1.5 m) toprakları sever. Toprakta taban suyu seviyesinin yüksek olmaması gerekir. Toprağın pH değeri 6.5-7.7 arasında olmalıdır. Toprağın pH değeri 8’in üzerinde olan topraklarda gelişme yavaşlar ve verim düşer. Toprak tuzluluğuna orta düzeyde toleranslı olan pamuk bitkisi, fazla tuzlu topraklarda çok fazla verim kaybı meydana getirir.
Ülkemizde Ege, Akdeniz, Çukurova ve GAP bölgelerinde geniş alanda üretimi yapılan pamuk bitkisi üretimi son yıllarda hasat maliyetlerinin ve diğer girdilerin yüksek olması nedeni ile pamuk üretiminin büyük bir kısmı GAP bölgesinde yoğunlaşmıştır. Pamuk üretiminde girdi maliyetlerinin, üretim maliyeti içindeki payının azaltılabilmesi birim alandan alınan ürün miktarının ve kalitesinin arttırılmasına bağlıdır. Mineral gübrelemenin dengeli bir şekilde kullanılması dekardan alınan kütlü ürün miktarını arttırdığı gibi çırçır randımanını ve lif kalitesini de arttırarak üretim maliyeti payını azaltmaktadır.
Pamuk tarımında doğru ve dengeli gübreleme yapabilmek için aşağıdaki hususlara dikkat etmek gerekir.
Toprak işleme, toprağın ekime hazırlanması.
Kaliteli tohumluk ( sertifikalı tohumluk)
Ekim mesafesi (sıra arası x sıra üzeri)
Münavebe
Yabancı ot, hastalık ve zararlılarla mücadele
Sulama
Gübreleme
Pamuk bitkisinde doğru gübreleme yapabilmek için toprağın analiz ettirilmesi gerekir
Pamuk Tarımında Toprak Verimliliği Bakımından Gübrelemeye Etki Eden Etmenler
Toprak Reaksiyonu( Toprak pH değeri)
Toprağın Tuzluluk Durumu
Toprağın Organik Madde Miktarı(%)
Toprağın Kireç Miktarı(%CaCO3)
Toprağın Bünyesi
Toprağın Besin Madde Tutma Kapasitesi (KDK)
Topraktaki Faydalı Besin Maddesi Miktarı ve Oranları
 

 

Toprak pH Değeri

 

Toprağın pH değeri, en basit tanım ile topraktaki hidrojen iyonları (H+) konsantrasyonları şeklinde tanımlanabilir. Ancak, bu durum siz üreticiler bakımından bir anlam ifade etmeyebilir. Bunun en basit anlatım şekli ise, biz insanlarda tansiyon(kan basıncı) ne anlam taşıyorsa, topraktaki pH değeri de yaklaşık aynı anlamı taşımaktadır. İnsanlarda tansiyonun yüksek olması veya düşük olması o kişinin sağlığı ve beslenmesi ile ne kadar yakından ilgili ise toprağın da pHdeğerinin Yüksek (8’den fazla) veya düşük (6.5’ten düşük) olması, bitki kökleri tarafından besin elementlerinin alınması üzerine o kadar etkilidir. Bu durumu Şekil 1 den daha iyi izleyebilirsiniz. 


 

Şekil 1 . Toprağın pH durumu besin maddesi alımı üzerine etkisi
Pamuk üretim alanlarında toprağın kireç miktarı (CaCO3) miktarı genellikle yüksektir. Kireç miktarının yüksekliğine bağlı olarak toprağın pH değeri de 7’nin üzerinde ve çoğu zaman pH değeri 8’in üzerinde olmaktadır. pH değerinin 8 in üzerinde olması durumunda özellikle fosforlu gübrelerde ve topraktaki fosfordan pamuk bitkisinin yararlanma oranı azalır ve gübre olarak verilen fosforun büyük bir kısmı kolay alınamaz forma dönüşür. Bunun yanında özellikle demir (Fe) ve çinko (Zn) gibi mikro elementlerinde elverişlilik ve bitki tarafında alnım oranlarında azalır.
Toprağın pH değeri toprak verimliliği açısından sadece topraktaki veya uygulanan gübredeki besin elementlerinin alınabilirliği üzerine etkili değildir. Toprağın pH değeri genel olarak:
1- Toprağın fiziksel 2- Toprağın kimyasal 3- toprağın mikrobiyolojik özellikleri üzerinde etkilidir. Bu nedenle bitkisel üretimde gübreleme yönünden birim alandan yüksek ve kaliteli ürün elde etmek için, bitkinin kılcal kök bölgesindeki toprak tabakasının pH değerinin bitkinin iyi geliştiği (istediği) pH değerinde olması gerekir. Pamuk üretim alanlarında, pamuk için yüksek olan pH değerinin azaltılması gerekir. Bunun en ucuz ve etkili yolu pamuk ekim öncesi toprağa toz (mikronize) sarı kükürt uygulamaklar olur.



Yukarıda basite indirgenmiş kimyasal reaksiyonlar toprakta mevcut olan kükürt bakterilerinin enzimatik reaksiyonları sonucunda meydana gelmekte ve toprak ortamına verilmiş olan elementel toz sarı kükürt sülfürik asit formuna dönüşerek toprak suyunda Hidrojen (H+) iyonuna ve sülfat iyonuna ayrışır. Sülfatın bir kısmı bitki besini olarak kökler tarafından alınır bir kısmı toprakta tutulur ve bir kısmı da yağış veya sulama suları ile toprak derinliklerine yıkanır. Toprakta kalan hidrojen iyonu bitki tarafından alınamaz ve toprak pH değerinin azalmasının sağlar.
Toprağın pH değerini azaltmak için toprağa verilecek kükürt miktarı Tablo 1 de verilmiştir. Pamuk bitkisinde bitkinin kılcal kökleri toprağın 20 cm’den başlayarak 60 cm’ye kadar yoğun bir şekilde bulunur. Bitkinin kazık kökü ise toprak yapısına bağlı olarak 1.5-2.0 m ye kadar iner Bu nedenle toprakta pH değerinin 40 cm’lik toprak tabakasında düşürülmesi gerekmektedir. Tarlaya serpme olarak verilecek toz kükürdün kolay uygulanabilmesi açısından tarla toprağı ile karıştırılmalı ve daha sonra serpme veya bant (çizi) halinde verilmelidir. Toprağa verilen kükürt mutlaka toprağa karıştırılmalıdır. Kükürt uygulama işlemi sonbaharda veya ilkbahar başlangıcında yapılmalıdır. Toz (mikronize) kükürdün ilk gübre ile birlikte verilmesinde bir sakınca yoktur. Toprağa verilen kükürt toprak sıcaklığına, topraktaki kükürt bakterisi miktarına ve toprak rutubetine bağlı olarak birkaç aylık bir zaman içerisinde toprağın pH değerinin azalmasına sebep olur. pH değeri istenilen seviyeye indirilmiş toprağa kaç sene sonra kükürt uygulaması yapılması gerektiği sulamada kullanılan sulama suyu kalite özelliklerine ve topraktaki biyolojik aktiviteye bağlıdır.
Toprağın pH değeri birkaç yılda bir kontrol ettirilerek yeniden ne zaman kükürt verilmesi gerektiği belirlenmelidir. Genel olarak 5-6 yılda bir kükürt uygulaması yeterlidir.
Tablo-1: Pamuk tarlasında 40 cm kalınlıktaki bir toprak tabakasının pH değerini azaltmak için gerekli kükürt miktarı (kg/dekar= 1000 m2).
Toprağın pH Değeri
İstenilen pH Değeri
Toprağın Bünyesi
Kumlu (Hafif)
Tın (Orta)
Killi (Ağır)
8.5
7.0
120
150
180
8.0
7.0
80
100
120
8.5
7.5
80
100
120
8.0
7.5
40
50
60
Bünyesinde sülfat bulunan amonyum sülfat veya potasyum sülfat gibi gübreler elementel kükürdün toprağın pH değerini azalttığı gibi toprak pH değerini istenilen düzeyde düşürmezler. Elementel kükürdün pamuk tarlasında toprağın pHdeğerini azalttığı Tablo 2 de verilen değerlerden görülmektedir.Gediz ovasında (Salihli-Alaşehir) yapılan çalışmada 75 kg toz kükürt uygulaması ile toprağın pH değerinde yaklaşık 0.5 birimlik bir azalma elde edilmiştir.
Tablo-2: Kükürt uygulamasının pamuk tarlası toprağının farklı derinliklerinde pH azalmasına etkisi
kg kükürt/da
0-10 cm
10-20 cm
20-30 cm
0
7,99
7,98
8,10
25
7,73
7,84
7,89
50
7,65
7,68
7,71
75
7,57
7,59
7,63
Toprakta pH değerinin azalmasına paralel olarak bir dekardan alınan kütlü ürün miktarında %20’ye varan bir artış sağlamıştır (Tablo-3). Kükürt uygulaması yapılmadan önce kütlü verimi çok az (300kg/da) olan bu tarlada kükürt uygulaması ile dekara 371 kg kütlü ürünü elde edilmiştir.
Tablo-3: Farklı dozlarda kükürt uygulanmasının pamuk verimine(kütlü) etkisi
kg kükürt/da
1.yıl 
kütlü kg/da
2.yıl 
kütlü kg/da
Ortalama kütlü kg/da
0
308 (100)
315 (100)
311,5 (100)
25
317 (103)
328 (104)
322,5 (104)
50
349 (113)
365 (116)
357,0 (115)
75
352 (114)
371 (118)
361,5 (116)
Toprağın pH değerinin düşürülmesinde mutlaka çok ince öğütülmüş ve suda çözünme özelliği kazandırılmış toz kükürt kullanılmalıdır. Granül formda veya iri parçacıklar halinde öğütülmüş kükürt uygulamalarından sonuç almak mümkün değildir. Bu konuda yapılmış olan bir çalışmanın sonuçları Tablo-4 de verilmiştir. Tablodan görülebileceği gibi granül kükürdün toprak pH değerini ve EC değerini pek fazla değiştirmediği buna karşılık mikronize edilerek suda çözünebilir hale getirilmiş kükürdün toprağın pH değerinin azalttığı ve dolayısıyla toprağın EC değerini arttırdığı görülmektedir. Toprağa mineral gübre ilave edilmemesine rağmen toprağın EC değerinin artması toprakta yarayışsız formda olan besin elementlerinin yarayışlı hale geldiğini ortaya koymaktadır. Bunun diğer bir anlamı ise toprağın pH değerini düşürmekle toprakta bir nevi gübreleme etkisi ortaya çıkmaktadır.
Tablo-4: Elementel Kükürdün Toprağın pH ve EC Değerine Etkisi (Slaton, N.A. 2001)
Gün
Kontrol
Granil Kükürt
Suda Erir Mikronize Toz Kükürt
50 kg/da
100 kg/da
50 kg/da
100 kg/da
 
PH
EC
PH
EC*
PH
EC
PH
EC
PH
EC
0
8.3
211
8.3
211
8.3
211
8.3
211
8.3
211
10
8.3
211
8.3
205
8.2
222
7.5
651
7.0
900
20
8.3
216
8.4
202
8.3
214
7.6
738
6.7
762
35
8.2
292
8.2
200
8.2
298
7.5
788
6.5
795
60
8.1
308
8.2
331
8.1
305
7.6
735
6.6
789
(*) : mikro ohms/cm
 
 
 
 
Toprak tuzluluğunun yüksek olması pamuk ekiminden sonra pamuk tohumunun çimlenerek toprak yüzeyine çıkışı geciktirir ve çıkış oranını azaltır. Tuzluluğu yüksek olan topraklarda yüksek rutubet ve su bulunması nedeniyle pamuk ekim zamanında toprak soğuk olur ve pamuğun çimlenip toprak yüzeyine çıkışı gecikir. Tuzlu topraklarda genellikle kaymak tabakası meydana geldiği için pamuk çıkışında bir engelleme olur. Tuzlu ortamda besin maddelerinin alınması engellendiğinden ve topraktaki suyun toprağın kil minerallerine bağlama gücü fazla olduğundan bitkilerin kılcal kökleri ile bu sudan yararlanma oranları azalır. Bunlara ilave olarak toprakta tuzluluğu meydana getiren sodyum ve klorünyüksek düzeyde olması nedeniyle bitki bu iki elementi bünyesine fazla olarak alarak bitkide toksite(zehirlenme) meydana gelir. Bu durum yapraklara da gayri muntazam yanıklıklar ve kurumalar şeklinde ortaya çıkar. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda hava sıcaklığına da bağlı olarak bitkinin kök bölgesinde yüksek düzeyce bulunan sodyum elementi topraktan potasyum alınımını engellemesi nedeniyle pamuğun tepe kısmındaki yapraklarda erken kızarmalar görülür. Bu gibi durumlarda taban gübrelemede veya ara çapada mutlaka potasyumlu gübre kullanılmalı veya yapraktan %3-4’lük potasyum nitrat gübresi ile gübrelenmelidir. Toprak tuzluluğunun olumsuz etkisinin az görülebilmesi bazı kültürel tedbirlerle mümkün olmaktadır. Organik ve yeşil gübreleme, tohumların sırta ekimi, tohum ekiminden önce tohumların tuzlu su ile şişirilmesi, az fakat sık sulama( damla sulama) gibi tedbirler tuzluluk zararını bir derece azaltabilmektedir. Bu uygulamalar için yörenizde bir uzmana danışmanız yararlı olur.
Toprak tuzluluğunun ürün miktarını azaltması üzerine etkisi Şekil-2 de gösterilmiştir. Şekilden görülebileceği gibi tuzluluğa orta derecede dayanıklı olan pamuk bitkisinde ürün kaybı toprak tuzluluk değeri olan (EC) Elektriki Geçirgenlik değerinin 7-8 milimhos/cm 25 Co yüksek olması durumunda ortaya çıkar. E.C. değerinin her bir birim artması durumunda pamuk veriminde %6.6 oranında bir azalma görülür.Toprak tuzluluğuna paralel olarak sulama suyunda da tuzluluk mevcut ise veya toprakta tuzluluk oluşmamış olmasına rağmen tuzluluğu yüksek olan sulama suyu ile pamuğun sulanmasında yine büyük ürün kaybı olur (Tablo-5)..
 
Şekil-2: Toprak tuzluluğunun çeşitli bitkilerde verim kaybına etkisi.

 

 

Toprak Tuzluluğu(ECmmhos/cm)
7.7
9.6
13
17
27
Su Tuzluluğu(ECmmhos/cm)
5.1
6.4
8.4
12
18
Ürün Potansiyeli
100
90
75
50
0
Toprak tuzluluğunu arttıran sebeplerin başında toprak taban suyunun tuzluluğu, sulama suyunun kalitesi, aşırı sulama, ve yüksek sıcaklık ile buharlaşma gelmektedir. Tuzluluk etkisi bulunan veya taban suyu yüksek olan yörelerde aşırı sulama tuzluluk etkisini arttırabileceği gibi topraktan bitki besin elementlerinin yıkanmasına neden olur. Bazı yörelerde (Büyük Menderes ovası) sıcak su- buhar kaynaklarından gelen suyun akarsulara karışması nedeniyle akarsular bor ile kirlenmektedir. Pamuk için kullanılan sulama suyundaki bor miktarının litrede 2.1 mg dan fazla olması durumunda toksik etki meydana gelir ve bitkilerde kuruma olur.
Toprakta meydana gelen tuzluluğun çeşitli kimyasallara kullanarak ve drenaj tedbirleri alınarak toprak tuzluluğu azaltılabilir. Tuzluluğun azaltılabilmesi için bu konuda uzmana danışılması ve toprak analizlerinin yaptırılması gerekmektedir. Toprak tuzluluğunun azaltılması için genellikle JİPS (CaSO4 2 H2O) kullanılmaktadır. Bu madde ülkemizde doğal olarak bulanabildiği gibi kimya sanayinde(gübre sanayi) yan ürün olarak ta elde edilmektedir. Jipsin bünyesinde bulunan (Ca), toprakta tuzluluğu meydana getiren ve kil mineraline bağlı olan sodyum (Na) yer değiştirerek sodyum açığa çıkar. Serbest kalan sodyum yıkama suyu ile yıkanarak bitkinin kök bölgesinden uzaklaştırılır ve drene edilir. Jips (kalsiyum sülfat) hiçbir zaman gübre yerine geçmez bugünkü klasik anlamda gübrelerde bulunan Azot Fosfor potasyum ve mikro elementleri ihtiva etmez ancak bazı kuruluşlar jipsin bünyesinde kalsiyum (Ca) ve kükürt (SO4) bulunduğu gerekçesiyle jipsi gübre diye tanımlamaktadırlar. Jipsin bünyesinde bulunan bu iki element bitkinin sadece kalsiyum ve kükürt ihtiyacı içindir, hiçbir zaman azot fosfor ve potasyumun yerine geçmez. Devamlı olarak sülfatlı gübre kullanımı (amonyum sülfat-potasyum sülfat) ile kireçli topraklarda bol bulunan kalsiyum ile sülfat birleşerek toprakta jips oluşumu meydana gelebilir. Ancak oluşan jips materyali toprak tuzluluğunun azaltılması için yeterli değildir. toprak tuzluluğunun azaltılması için(tuzluluğun azaltılacağı toprak derinliği ve topraktaki sodyum miktarı) dekara 500-2000 kg arasında jips kullanılabilmektedir. Bu konudaki gerekli bilgiler toprak ıslahı konusunda bir uzman tarafından önerilmelidir. Toprağın pH değeri 8.5 den fazla ve toprakta tuzlanma var ise (toprakta değişebilir sodyum miktarı %15 den fazla ise ve toprağın EC değeri 4 mmhos/cm den yüksek ise), yaz aylarında topraktan suyun buharlaşması sonucu toprak yüzeyinde beyaz renkli tuz oluşumları görülür. Bu gibi topraklar tuzlu ve alkali topraklardır.
Tuzluluk düzeyi az veya orta düzeyde olan topraklarda tohum ekimini (bitki yetiştirme sistemini) aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi karık sırtlarının yan yüzeylerine yapmak gerekir (Şekil-3) Böylece yaz aylarında sulamadan dolayı oluşabilecek tuzlar bitkinin kök sisteminden daha uzak kısmında yoğun olarak birikerek bitkiye zararı daha az görülür.


 

Şekil-3: Az ve orta tuzlu topraklarda karık usulü sulama ile ekim sistemi
Toprak Organik Maddesi
Ülkemizde özellikle tarla bitkileri tarımında kullanılan toprakların organik madde miktarı çok azdır. Organik madde toprağın su tutma ve havalanma kapasitesini dengeye getirdiği gibi, toprakta kaymak tabakası oluşumunu azaltır ve toprağın daha kolay ısınmasını sağlayarak tohumların daha erken çimlenerek çıkış yapmasını sağlar. Bu önemli özelliklerin yanında toprakta besin maddelerinin tutulmalarını arttırarak yıkanma ile kayıpları minimuma indirir ve organik maddenin ayrışması sonucu besinler toprağa geçerek toprağın verimlilik gücünü arttırır. Bu konuda daha geniş bilgileri turunçgillerin gübrelenmesi kısmında bulabilirsiniz.
Toprakların organik madde miktarını arttırmak için 2-3 yılda bir münavebe bitkisi olarak baklagillerin yeşil gübre bitkisi olarak sonbahar-ilkbahar arasındaki dönemde yetiştirilerek toprağa karıştırılmasında yarar vardır. Bunun yanında özellikle pamuk hasadından sonra pamuk saplarının mümkün olduğu kadar ince bir şekilde parçalanarak toprağa karıştırılması, toprakta organik madde birikimine yardımcı olur. Pamuk saplarının veya pamuktan önceki bitkinin hasat artıklarının toprağa karıştırılmasından önce dekara 5-6 kg %26 N CAN veya  gübresi serpme olarak verilmesi durumunda hasat artıkları daha kısa sürede mikroorganizmalar parçalanarak toprağın yeniden ekime hazır hale gelmesi sağlanır. Toprağın organik madde miktarının arttırılmasının diğer bir şekli ise iyi yanmış ahır gübresinin tarlaya getirildikten sonra hemen toprağa karıştırılması ile olur. Hayvan gübreleri küçük yığınlar halinde tarla yüzeyinde uzun süre bekletilirse, gübrelerin besin değeri kaybolur ve toprağa daha az miktarda organik madde geçer. İyi yanmamış hayvan gübresi kullanılması durumunda ise bazı yabancı otlar gübre ile toprağa verilmiş olur. Hiçbir üretici ister pamuk sapları olsun ister diğer bitkilerin anızları olsun bunları katiyetle tarla yüzeyinde yakmamalıdır. Yakma işlemi sonucunda toprağın üst tabakasının çanlılığı yok olduğu gibi, toprak erozyonu da artar.
Pamuğun Gelişmesi ve Besin Maddesi Alınımı
Pamuk ekiminden sonra toprağın sıcaklığına, toprak rutubetine ve toprağın bünyesine bağlı olarak pamuk tohumu çimlenerek toprak yüzeyine çıkar. Pamuğun ilk yapraklarının (kotlydon) toprak yüzeyine çıkmasından önce kök sisteminin oluşmaya başlaması ile birlikte pamuk bitkisi topraktan su ve su içinde erimiş (çözünmüş) olan yarayışlı formdaki besin maddelerini almaya başlar. Hafif bünyeli (milli tın) ve +15-16 oC de toprak şartlarında pamuk bitkisinin kök ve toprak üstü gelişmesi üzerinde yapılan bir çalışmada pamuk bitkisinin kök ve üst kısmının gelişmesi aşağıda belirtildiği gibi bulunmuş ve derinlere doğru kök gelişmesi şematik olarak gösterilmiştir (Tablo-6).
 
 
Tablo-6: Pamuk bitkisinin kök ve üst kısmının gelişmesi
Tarih
Bitki boyu (cm)
Gerçek yaprak adedi
Kök derinliği (cm)
9 Mayıs (Ekim)
--
--
--
24 Mayıs (Çıkış)
--
--
15
16 Haziran
17
7
100
27 Haziran
25
9
137
7 Temmuz
32
12
165
16 Temmuz
40
14
192

 

 

Whatsapp Elleme